KRİTİK MİNERALLER

Nadir Topraklarda Yeni Tablo: ABD’ye Mıknatıs Akışı Güçlü

Japonya’ya Ağır Elementler Kapalı

Çin’in toplam nadir toprak ihracatı temmuzda 4.223,5 tona geriledi. Buna karşılık ABD’ye 647 ton kalıcı mıknatıs ve 29 ton itriyum oksit gönderilirken Japonya’ya disprosyum oksit sevkiyatı dokuzuncu, terbiyum oksit sevkiyatı sekizinci ayda da sıfır kaldı. Yeni veriler, arz riskinin toplam tonajdan çok ürün, ülke ve son kullanım bazında işleyen lisanslara bağlı olduğunu gösteriyor.

Güncelleme: 29 Ağustos 2026, 20.00 — Ekonomi365 Haber Merkezi | İlk yayın: 2 Mayıs 2026

Nadir toprak elementleri Çin ihracat kontrolleri kalıcı mıknatıs üretimi ve küresel sanayi riski
Nadir topraklardaki temel risk yalnızca maden üretiminde değil; ayrıştırma, rafinaj, alaşım ve yüksek performanslı mıknatıs üretimindeki yoğunlaşmada ortaya çıkıyor.

Nadir toprak elementleri, 29 Ağustos 2026 itibarıyla küresel sanayinin en kritik tedarik güvenliği başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Uluslararası Enerji Ajansına göre Çin’in genişletilmiş nadir toprak ihracat kontrollerinin tam uygulanması, Çin dışındaki otomotiv, elektronik, savunma, havacılık, enerji ve veri merkezi zincirlerinde yıllık yaklaşık 6,5 trilyon dolarlık üretimi tedarik kesintisi riskiyle karşı karşıya bırakabilir.

IEA hesabında ABD ve Avrupa’nın doğrudan ekonomik kayıp riski ayrı ayrı 1,5 trilyon doların üzerinde bulunuyor. En yüksek doğrudan risk, 3 trilyon doları aşan potansiyel kayıpla otomotiv sektöründe yoğunlaşıyor.

Ağustos sonundaki güncel tablo, Çin’in bütün nadir toprak ihracatını durdurduğu bir senaryoya işaret etmiyor. Buna karşılık ürün, müşteri, ülke ve son kullanım bazında işleyen lisans sistemi; stratejik elementlerin sevkiyatında büyük farklılıklar yaratıyor.

Temmuz İhracatı 4.223,5 Tona Geriledi

Çin gümrük verilerine göre toplam nadir toprak ihracatı temmuz ayında 4.223,5 ton oldu. İhracat hazirana göre yüzde 17,3, Temmuz 2025’e göre yüzde 29,5 geriledi ve Mart 2026’dan bu yana en düşük aylık seviyeye indi. Ocak-temmuz dönemindeki toplam ihracat 34.706,3 ton ile geçen yılın aynı döneminin yüzde 10 altında kaldı.

Temmuz toplamı 17 elementin tamamını kapsıyor; kontrollere tabi ağır nadir toprakların veya mıknatısların ayrı hareketini tek başına göstermiyor. 20 Ağustos’ta açıklanan ayrıntılı ürün ve ülke kırılımı, genel düşüşün altında birbirinden çok farklı iki akış bulunduğunu ortaya koydu.

Çin, temmuzda ABD’ye 647 ton nadir toprak kalıcı mıknatısı gönderdi. Bu miktar, Nisan 2025’teki kontrollerin ardından görülen en yüksek ikinci aylık hacim oldu. ABD’ye 29 ton itriyum oksit sevkiyatı da aynı dönem içindeki en yüksek ikinci seviyeye çıktı.

Piyasanın temel ayrışması: Toplam nadir toprak tonajındaki düşüş veya mıknatıs ihracatındaki artış, itriyum ve ağır nadir topraklara erişimin hangi ölçüde normalleştiğini tek başına göstermiyor.

ABD’ye Akış Artarken Japonya’daki Darboğaz Derinleşti

ABD’ye yapılan temmuz sevkiyatı, havacılık motorlarında özel alaşım ve yüksek sıcaklık kaplamalarında kullanılan itriyum açısından kısa vadeli bir rahatlama sağladı. Kalıcı mıknatıs hacminin de güçlü kalması, Washington ile Pekin arasındaki ticaret görüşmeleri öncesinde belirli sivil tedarik kanallarının çalıştığına işaret ediyor.

Japonya tarafında ise tersine bir tablo var. Çin’den Japonya’ya disprosyum oksit sevkiyatı temmuzda dokuzuncu, terbiyum oksit sevkiyatı sekizinci ayda da gerçekleşmedi. Bu iki element, yüksek sıcaklıkta çalışan güçlü mıknatısların performansını koruduğu için otomotiv, robotik ve savunma üretiminde küçük miktarlarda kullanılsa bile kritik öneme sahip.

Ekonomi365 görüşü: Aynı ay içinde ABD’ye sevkiyatın artması ve Japonya’ya bazı ağır elementlerin hiç gönderilmemesi, kontrollerin basit bir arz kısıntısından çok seçici bir dış politika ve sanayi politikası aracı olarak çalıştığını gösteriyor. Bu nedenle toplam ihracat verisini tek başına “normalleşme” veya “kriz” göstergesi olarak okumak yanıltıcı olur.

Çin’in Hakimiyeti Madenden Çok Rafinaj ve Mıknatısta

IEA’nın 2026 Nadir Toprak Elementleri raporuna göre Çin, 2024 yılında mıknatıs üretiminde kullanılan nadir toprakların küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını, rafine üretiminin yüzde 91’ini ve sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminin yüzde 94’ünü gerçekleştirdi.

Bu yapı, Çin dışında yeni madenler açılmasının tek başına çözüm olmayacağını gösteriyor. Cevherin ayrıştırılması, yüksek saflıkta okside dönüştürülmesi, metal ve alaşım üretimi ile mıknatıs imalatı aynı zincirin halkaları. Bu halkalardan biri eksik olduğunda maden üretimi nihai sanayi kullanımına dönüşemiyor.

6,5 Trilyon Dolarlık Risk Ne Anlama Geliyor?

IEA’nın 6,5 trilyon dolarlık hesabı, nadir toprak piyasasının kendi büyüklüğünü değil; bu girdiler olmadan üretilemeyecek otomobil, uçak, elektronik, enerji ekipmanı, savunma sistemi ve veri merkezi donanımlarının ekonomik değerini ölçüyor.

Nadir toprak elementlerinin nihai ürün maliyetindeki payı çoğu zaman düşüktür. Buna rağmen bir elektrik motorunda kullanılan mıknatısın, jet motoru kaplamasında kullanılan itriyumun veya radar sistemindeki özel alaşımın bulunmaması, milyonlarca dolarlık üretim hattını durdurabilir.

Nisan 2025 Kontrolleri Hâlâ Yürürlükte

Çin Ticaret Bakanlığı ile Gümrük Genel İdaresi, 4 Nisan 2025’te samaryum, gadolinyum, terbiyum, disprosyum, lutesyum, skandiyum ve itriyumla bağlantılı metal, alaşım, oksit, bileşik ve bazı kalıcı mıknatıs ürünlerini ihracat lisansına bağladı.

Düzenleme kapsamında ihracatçıların yetkili ticaret makamından lisans alması, gümrük beyannamesinde ürünün çift kullanımlı niteliğini belirtmesi ve kontrol numarasını bildirmesi gerekiyor. Şüpheli beyanlarda ürünler inceleme tamamlanana kadar gümrükten çıkarılmıyor.

Bu sistem genel bir ihracat yasağı değil. Ancak lisansın gecikmesi, son kullanım gerekçesiyle reddedilmesi veya belirli şirketlere kısıtlama uygulanması, üreticiler açısından fiili arz kesintisi yaratabiliyor.

Genişletilmiş Paket Askıda, Temel Risk Devam Ediyor

Çin’in Ekim 2025’te açıkladığı ikinci dalga kontroller; yeni elementleri, işleme teknolojilerini ve Çin girdisi kullanan bazı yurt dışı ürünleri kapsayacak biçimde genişletilmişti. Bu tedbirler Kasım 2026’ya kadar askıya alındı.

Buna rağmen Nisan 2025 düzenlemeleri yürürlükte kalıyor. Çin’in Ocak 2026’da Japonya’ya yönelik çift kullanımlı ürün kontrollerini sıkılaştırması ve haziran ihracat verileri, ekonomik güvenlik riskinin ertelenmiş paketle birlikte ortadan kalkmadığını gösteriyor.

ABD, Çin’den Taahhütlerini Yerine Getirmesini İstedi

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, 30 Temmuz’da Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yaptıkları görüşmede Pekin’den nadir topraklara ilişkin taahhütlerini tam olarak yerine getirmesini istedi.

Görüşme, olası eylül ayı Trump–Şi zirvesi öncesinde iki ülke arasındaki kritik mineral dosyasının yeniden üst düzeye taşındığını gösterdi. ABD tarafı, Çin’in nadir toprak madenciliği ve işleme şirketlerine yönelik yeni kısıtlamalarını sorunlu olarak nitelendiriyor.

ABD, Kritik Mineral İçeren Hurdanın Ülkede Kalmasını İstiyor

ABD Başkanı Donald Trump, 30 Temmuz’da kritik mineraller içeren eski batarya ve elektronik atıkların ihracatını sınırlayabilecek yeni bir yetki düzenlemesini imzaladı. Karar, Ticaret Bakanlığına bazı hurda ve elektronik atık sevkiyatlarını engelleyecek kurallar hazırlama imkânı veriyor.

ABD her ay yaklaşık 33 bin ton elektronik atık ihraç ediyor. Yeni yaklaşım, uzun yıllar gerektiren maden ve rafinaj yatırımları tamamlanana kadar ülkedeki batarya, mıknatıs ve elektronik hurdadan daha fazla kritik mineral geri kazanılmasını amaçlıyor.

ABD’den 3 Milyar Dolarlık Kritik Mineral Paketi

ABD yönetimi 7 Ağustos’ta kritik mineraller ve batarya tedarik zincirlerine yönelik toplam 3 milyar dolarlık yeni yatırım ve finansman paketini açıkladı. Program yalnızca maden üretimini değil; batarya malzemeleri, mıknatıs geliştirme, işleme kapasitesi ve nitelikli iş gücü açığını da hedefliyor.

Açıklanan başlıca kalemler arasında Sila Nanotechnologies için 1,4 milyar dolarlık, Sunrise Energy Metals için 400 milyon dolarlık ve Niron Magnetics için 150 milyon dolarlık koşullu krediler yer aldı. ABD Enerji Bakanlığı madencilik eğitim programlarına 100 milyon dolar, savunma yönetimi ise üç madencilik okulundaki projelere 80 milyon dolar kaynak ayıracağını bildirdi.

Paket, Washington’ın kritik mineral politikasını tek tek şirketlere verilen desteklerden daha geniş bir sanayi programına dönüştürdüğünü gösteriyor. Bununla birlikte koşullu kredilerin finansal kapanış, mühendislik, teknik yeterlilik ve diğer inceleme aşamalarına bağlı olduğu unutulmamalı.

Sunrise’a 400 Milyon Dolarlık Skandiyum Kredisi

ABD Stratejik Sermaye Ofisi, Avustralya merkezli Sunrise Energy Metals’in Yeni Güney Galler’deki Syerston Skandiyum Projesi için 400 milyon dolarlık koşullu kredi taahhüdü verdi. Resmî açıklamaya göre proje, birincil madenden başlayarak metal üretimi ve katmanlı imalata uzanan bütünleşik bir skandiyum zinciri kurmayı amaçlıyor.

ABD yönetimi, bugün dünyada birincil maden kaynağına dayalı ticari skandiyum arzı bulunmadığını; rakip ülkelerin küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini ve işlemenin neredeyse tamamını kontrol ettiğini belirtiyor. Finansman anlaşması ABD’ye Sunrise üretimi üzerinde ilk teklif hakkı da sağlıyor.

Skandiyum, alüminyum alaşımlarında dayanım ve hafiflik sağladığı için savaş uçakları, havacılık, otomotiv, veri merkezleri ve yarı iletkenler açısından stratejik kabul ediliyor. Ancak projenin üretime geçmesi finansal kapanışın yanı sıra teknik uygulama ve zamanlama risklerini de taşıyor.

Serra Verde İçin 1,55 Milyar Dolarlık Güvence Mekanizması

ABD yönetimi 24 Ağustos’ta, Brezilya’nın Goiás eyaletindeki Serra Verde Pela Ema projesinden üretilecek karışık nadir toprak karbonatlarını güvence altına almak amacıyla kurulan özel amaçlı yapıya 750 milyon dolar yatırım açıklayarak toplam finansman yapısını 1,55 milyar dolara çıkardı.

Paket; ABD yönetiminin 750 milyon dolarlık yatırımı, büyük bir bankanın 500 milyon dolara kadar işletme sermayesi taahhüdü ve Savunma Lojistik Ajansının beş yılda en az 300 milyon dolarlık ileri alım sözleşmesinden oluşuyor. Ayrıca Faz 1 üretiminin yüzde 100’ünü kapsayan 15 yıllık alım anlaşmasında neodimyum-praseodimyumun yanı sıra disprosyum ve terbiyum için de fiyat tabanları bulunuyor.

USA Rare Earth’ün Serra Verde’yi yaklaşık 2,8 milyar dolar değerlemeyle satın alma işlemi için 28 Ağustos’ta özel hissedar toplantısı yapıldı. Ancak 29 Ağustos itibarıyla şirketin resmî kanallarında işlemin hukuken tamamlandığını bildiren nihai kapanış açıklaması görülmediğinden haber, satın almayı tamamlanması beklenen işlem olarak ele alıyor.

Bu model, Batılı ülkelerin artık yalnızca madene kredi vermediğini; uzun vadeli alım garantisi, fiyat tabanı ve işletme sermayesini aynı pakette birleştirdiğini gösteriyor. Çin dışındaki projelerin düşük fiyat dönemlerinde ayakta kalabilmesi açısından bu yapı, rezerv büyüklüğünden daha belirleyici olabilir.

Lynas’ın Kârı Arttı, Piyasanın Beklentisi Yine de Karşılanmadı

Çin dışındaki en büyük nadir toprak üreticisi Lynas Rare Earths, 30 Haziran’da sona eren mali yılda net kârını bir önceki yılki 8 milyon Avustralya dolarından 222,4 milyon Avustralya dolarına yükseltti. Ortalama satış fiyatı yüzde 59 artarak kilogram başına 80,7 Avustralya dolarına çıktı.

Buna rağmen sonuç 242,5 milyon Avustralya dolarlık piyasa beklentisinin altında kaldı ve hisseler açıklama sonrasında gün içinde yüzde 8’e varan düşüş gösterdi. Mt Weld’deki cevher kalitesi, artan maliyetler ve büyüme yatırımlarındaki uygulama riski, güçlü fiyatların tek başına kusursuz finansal sonuç yaratmadığını ortaya koydu.

Lynas, dünyadaki iyonik kil projeleriyle yeni hammadde anlaşmaları için görüştüğünü ve ABD’de mıknatıs üretim zincirinin kurulmasını desteklemeye yönelik temasların erken aşamada olduğunu açıkladı. Japon ve ABD’li müşterilerle yapılan fiyat tabanlı anlaşmaların kârlılığı desteklemesi, Serra Verde örneğinde de görülen yeni piyasa düzeninin önemini güçlendiriyor.

Afrika’da Stratejik Proje Çok, Özel Sermaye İştahı Zayıf

ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu, Malawi, Angola, Madagaskar ve Güney Afrika’daki nadir toprak projelerine toplam 62,8 milyon dolar taahhüt ettiğini açıkladı. Bunun yaklaşık 50 milyon doları Güney Afrika’daki Phalaborwa projesine ayrıldı; ancak desteklenen projelerin hiçbiri henüz üretime geçmedi.

Özel yatırımcıların çekingenliği, nadir toprak piyasasının temel finansman sorununu gösteriyor: Çin’in fiyatları aşağı çekebilme gücü, yüksek sermaye ihtiyacı ve uzun izin süreçleri, stratejik açıdan değerli bir projenin ticari açıdan kendiliğinden cazip olmasını engelliyor. Kamu destekli fiyat tabanı ve alım anlaşmaları bu yüzden sektörün yeni finansman standardına dönüşüyor.

Erbiyum Fiyatı Kasım Kontrolleri Öncesinde Yükseldi

Financial Times’ın Argus fiyat verilerine dayandırdığı 13 Ağustos tarihli analizine göre erbiyum fiyatı haziran başından bu yana Avrupa’da yüzde 50’nin, Çin’de yüzde 40’ın üzerinde yükseldi. Fiber optik haberleşme, telekomünikasyon ve yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan erbiyumdaki yükseliş, Kasım 2026’da sona erecek askıya alma süresi öncesindeki stoklama eğilimiyle ilişkilendiriliyor.

Erbiyum, Ekim 2025’te açıklanan fakat 10 Kasım 2026’ya kadar askıya alınan ikinci dalga ihracat kontrollerinin kapsamındaki beş ilave elementten biri. Bu nedenle fiyat hareketi, henüz yürürlükte olmayan bir düzenlemenin bile beklentiler ve stok talebi üzerinden piyasayı etkileyebildiğini gösteriyor.

ReElement Yatırımı Rafinaj Darboğazına Odaklanıyor

ABD Savunma Bakanlığı, 13 Temmuz’da ReElement Technologies’e 25 milyon dolarlık yatırım açıkladı. Fonun Indiana’daki tesiste nadir topraklar ve savunma açısından kritik diğer mineraller için rafinaj kapasitesini artırması planlanıyor.

Program; kullanım ömrünü tamamlamış mıknatısları ve geri dönüştürülmüş malzemeleri işleyerek yüksek saflıkta nadir toprak oksitleri, itriyum, gadolinyum, germanyum ve galyum üretimine odaklanıyor.

Yatırımın önemi tutarından çok hedeflediği aşamada yatıyor. Küresel darboğazın merkezi yalnızca maden üretimi değil; ayrıştırma ve yüksek saflıkta rafine ürün üretimidir.

Çin–AB Diyaloğu Sürüyor, Şirket Riski Bitmedi

Çin ile Avrupa Birliği, 30 Haziran tarihli ortak açıklamada nadir topraklar ve diğer kritik minerallere ilişkin ihracat kontrol diyaloğunda olumlu sonuçlar alındığını ve lisans politikaları konusunda bilgi alışverişini güçlendireceklerini duyurdu.

Tarafların tedarik zinciri istikrarını koruma hedefi önemli olsa da lisansların ürün ve müşteri bazında işlemesi, Avrupalı üreticiler için stok yönetimi ve tedarik sürelerini kritik hale getiriyor.

Japonya’daki Darboğaz Neden Küresel Risk Taşıyor?

Japonya, Çin dışındaki en büyük nadir toprak mıknatısı üretim merkezlerinden biri. Buna rağmen disprosyum, terbiyum, itriyum ve galyum gibi stratejik girdilerde Çin’e bağımlılığı sürüyor.

Temmuzda disprosyum ve terbiyum oksit akışının hâlâ sıfır olması yalnızca Japon sanayisini değil; Japon üreticilerden mıknatıs, elektronik parça, otomotiv ve makine bileşeni alan küresel müşterileri de etkiliyor. Böylece tedarik sorunu Çin ile nihai kullanıcı arasında değil, çok katmanlı sanayi ağının tamamında yayılıyor.

En Çok Hangi Sektörler Etkileniyor?

2035’e Kadar En Büyük Açık Mıknatıs Üretiminde

IEA’ya göre Çin dışındaki mıknatıs nadir toprak talebinin 2035’e kadar yüzde 50 artması bekleniyor. Bugünkü politika ve açıklanmış yatırımlar altında Çin dışındaki kapasitenin 2035 talebini karşılama oranı; madencilikte yaklaşık yüzde 50, rafinajda yüzde 25 ve mıknatıs üretiminde yüzde 20’nin altında kalıyor.

Bu tahmin, gelecek yıllarda maden üretiminde kapasite artarken rafinaj ve mıknatıs tarafında darboğazın devam edebileceğini gösteriyor. Dolayısıyla maden arzındaki büyüme, işlenmiş ürün ve mıknatıs fiyatlarındaki baskıyı otomatik olarak ortadan kaldırmayabilir.

Piyasa Yorumu: Maden Şirketi ile Mıknatıs Üreticisi Aynı Hikâye Değil

Nadir toprak temasına yatırımcı ilgisi yükselirken bütün şirketleri aynı risk-getiri profiliyle değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Maden geliştiren bir şirketin gelir modeli; rafinaj yapan, mıknatıs üreten veya geri dönüşüm teknolojisi geliştiren şirketten farklıdır.

Çin dışındaki maden kapasitesinin rafinaj ve mıknatıs kapasitesinden daha hızlı artması, bazı cevher ve konsantrelerde arz fazlası yaratırken yüksek saflıkta ağır nadir topraklar ve kalıcı mıknatıslarda sıkışıklığı sürdürebilir.

Bu nedenle piyasa değerlendirmesinde yalnızca rezerv büyüklüğüne değil; ürün saflığına, müşteri yeterlilik testlerine, satış anlaşmalarına, kamu desteğine, üretim maliyetine, çevresel izinlere ve şirketin değer zincirindeki konumuna bakılması gerekiyor.

Türkiye Açısından Hangi Başlıklar Öne Çıkıyor?

Türkiye’nin nadir toprak potansiyeli, yalnızca cevher miktarı üzerinden değil; ayrıştırma teknolojisi, rafinaj saflığı, metal ve alaşım üretimi, mıknatıs imalatı ve nihai sanayi kullanımıyla birlikte değerlendirilmek zorunda.

Otomotiv, savunma sanayii, beyaz eşya, rüzgâr enerjisi, elektronik ve yüksek verimli motor üretimi bulunan Türkiye için yerli kaynağı işlenmiş ürüne dönüştürebilecek bütünleşik tesisler stratejik önem taşıyor. Yalnızca cevher ihraç eden model, katma değer ve tedarik güvenliği açısından sınırlı sonuç üretir.

Sonuç: Toplam İhracat Değil, Stratejik Ürüne Erişim Belirleyici

29 Ağustos 2026 itibarıyla nadir toprak piyasasında iki farklı tablo aynı anda görülüyor. Çin’in toplam nadir toprak ihracatı temmuzda 4.223,5 tona gerilerken, ABD’ye 647 ton kalıcı mıknatıs ve 29 ton itriyum oksit sevk edildi. Japonya’ya disprosyum ve terbiyum oksit akışının aylar boyunca sıfır kalması ise ülke ve müşteri bazlı kesintilerin sürdüğünü gösteriyor.

ABD, 3 milyar dolarlık genel paketinin yanında Serra Verde üretimini destekleyen 1,55 milyar dolarlık finansman ve alım yapısıyla maden, rafinaj ve mıknatıs zincirini güvence altına almaya çalışıyor. Lynas’ın kâr artışı fiyat tabanı modelinin üreticiyi desteklediğini, beklentinin altında kalan sonuçları ise operasyon ve maliyet riskinin devam ettiğini gösteriyor.

Bu nedenle küresel sanayinin temel sorunu nadir toprakların yerkabuğunda bulunmaması değil; madenin yüksek saflıkta ürüne ve seri üretim mıknatısa dönüştürülebildiği tesislerin sınırlı olmasıdır.

Ekonomi365 değerlendirmesi: Nadir toprak rekabetinde gerçek güç rezerv miktarından çok rafinaj, alaşım, mıknatıs üretimi, uzun vadeli alım garantisi ve müşteri onaylı seri üretim kapasitesinde toplanıyor. Temmuzdaki toplam ihracat düşüşü önemli bir uyarı olsa da ABD ile Japonya arasındaki keskin ayrışma, gerçek arz riskinin ürün ve ülke kırılımıyla ölçülmesi gerektiğini kanıtlıyor. Stratejik ağır nadir topraklara düzenli ve öngörülebilir erişim sağlanmadan küresel sanayideki tedarik riski sona ermiş sayılmaz.

Kaynaklar

Açık kaynak notu: Toplam nadir toprak ihracatı, mıknatıs ihracatı ve belirli ağır nadir toprak elementlerinin sevkiyatı farklı gümrük ürün gruplarıdır. Genel ihracat hacmindeki artış, bütün stratejik elementlere erişimin normalleştiğini göstermeyebilir.