GES mi, HES mi, Baz Yük Santral mi Daha Değerli?
Elektrikte Kazancı Kaynak Değil Saat Belirliyor
Güneş üretimi öğle saatlerinde fiyatı aşağı çekerken, akşam pikinde sistemin ihtiyacı değişiyor. Depolamalı GES elektriği zamana taşıyor, barajlı HES üretim saatini seçiyor, baz yük santraller ise arz güvenliğini destekliyor. CANTE açısından baz yük termik üretim ile GES yatırımının aynı üretim mühendisliği içinde yönetilmesi, santral iç tüketimini ve net elektrik maliyetini yeniden şekillendirebilir.
27 Temmuz 2026 — Ekonomi365 Haber Merkezi
Türkiye elektrik piyasasında artık yalnızca “hangi santral daha fazla üretir?” sorusu yeterli değil. Asıl değer; elektriğin hangi saatte üretildiği, sistemin o anda enerji açığında mı yoksa fazlasında mı olduğu, satış fiyatının hangi piyasada oluştuğu ve üretimin daha değerli saatlere taşınıp taşınamadığıyla belirleniyor. Güneş enerjisi santralleri gündüz düşük maliyetli üretim sağlarken, barajlı hidroelektrik santraller suyu bekleterek üretim zamanını seçebiliyor. Baz yük termik santraller ise hava koşullarından bağımsız biçimde üretimi sürdürebildiği için özellikle yenilenebilir üretimin düştüğü saatlerde sistemin sürekliliğine katkı sağlıyor.
Bu yeni piyasa düzeninde enerji depolama sistemleri de üretim kaynağının alternatifi değil, üretimin zamanını yöneten tamamlayıcı bir unsur haline geliyor. Düşük fiyatlı saatte depolanan elektrik, yüksek fiyatlı akşam pikinde sisteme verilebildiğinde aynı megavatsaatin ekonomik değeri değişiyor. Enerji şirketleri açısından yeni rekabet alanı, yalnızca santral kurmak değil; üretim, depolama, öz tüketim, sözleşmeli satış ve piyasa işlemlerini aynı portföy içinde yönetebilmek olarak öne çıkıyor.
Öğlen Elektrik Bedava, Akşam Neden Altın Değerinde?
EPİAŞ’ın Mayıs 2026 Elektrik Piyasaları Raporu, saatlik fiyat farkının ne kadar büyüyebildiğini gösteriyor. Ay içinde minimum Piyasa Takas Fiyatı 0 TL/MWh seviyesine kadar gerilerken maksimum PTF 4.500 TL/MWh olarak gerçekleşti. Aynı ay 06.00-17.00 arasındaki gündüz ortalama PTF’si 84,75 TL/MWh’de kalırken, 17.00-22.00 arasındaki puant döneminin ortalaması 1.768,81 TL/MWh’ye ulaştı.
Bu ayrışmanın temel nedenlerinden biri, güneş üretiminin yoğunlaştığı öğle saatlerinde piyasaya çok yüksek miktarda düşük marjinal maliyetli elektrik girmesi. Talep aynı hızda artmadığında elektrik arzı çoğalıyor ve PTF baskılanıyor. Güneş çekildiğinde ise üretim hızla azalırken klima, sanayi ve ticari tüketim devam edebiliyor. Akşam saatlerinde sistemin karşılaması gereken yük yüksek kaldığında daha pahalı ve kontrol edilebilir santraller devreye giriyor.
Sonuç olarak aynı gün içinde üretilen iki eşit miktardaki elektrik ekonomik açıdan eşit olmayabiliyor. Öğle saatinde üretilen 1 MWh elektrik çok düşük fiyattan satılırken, akşam pikinde üretilen aynı miktar elektrik sistem için çok daha kritik ve yüksek fiyatlı hale gelebiliyor.
PTF Düşükse Sistem Mutlaka Enerji Fazlasında mı?
PTF ile SMF’nin aynı kavram gibi değerlendirilmesi enerji piyasasının yanlış okunmasına neden olabiliyor. PTF, Gün Öncesi Piyasası’nda bir sonraki günün saatleri için planlanan alış ve satış tekliflerinin eşleşmesiyle oluşuyor. Sistem Marjinal Fiyatı ise gerçek zamana daha yakın Dengeleme Güç Piyasası’nda, sistemin fiilî enerji açığı veya fazlası doğrultusunda belirleniyor.
Bu nedenle PTF’nin düşük olması her zaman gerçek zamanlı sistemin enerji fazlasında olduğunu göstermiyor. Güneş ve rüzgâr tahminleri, santral arızaları, tüketim sapmaları ve iletim kısıtları gün öncesi planını değiştirebilir. Santral işletmecileri için yalnızca PTF tahmini yapmak değil, SMF’yi etkileyebilecek sistem yönünü de doğru okumak önem taşıyor.
GES Çok Üretiyor; Peki En Değerli Saatte Nerede?
GES’in en büyük üstünlüğü, yakıt satın almadan elektrik üretebilmesi. Güneş olduğu sürece marjinal üretim maliyeti termik santrallere kıyasla oldukça düşük kalıyor. Ancak depolamasız bir GES, üretim saatini seçemiyor. Güneş doğduğunda üretim başlıyor, güneş battığında ise santral piyasadaki en yüksek fiyatlı saatlere katılamıyor.
Güneş kurulu gücü arttıkça aynı saatlerde üretim yapan çok sayıda santral piyasaya birlikte elektrik veriyor. Bu durum, güneş santrallerinin toplam üretimini yükseltirken elde ettikleri ortalama satış fiyatını baskılayabiliyor. Yani GES çok üretmesine rağmen kendi üretim saatindeki piyasa fiyatını aşağı çekebiliyor.
Bu nedenle depolamasız GES yatırımlarında yalnızca yıllık üretim tahmini değil; saatlik üretim profili, yakalama fiyatı, üretim kısıntısı riski, ikili anlaşma şartları, öz tüketim oranı ve bağlantı kapasitesi birlikte değerlendirilmek zorunda.
Depolamalı GES: Ucuz Saati Pahalı Saate Taşımak
Depolamalı GES’in değeri, güneş panelinden daha fazla elektrik üretmesinden kaynaklanmıyor. Batarya elektrik üretmiyor; güneş santralinin ürettiği elektriği başka bir saate taşıyor. Öğle saatlerinde düşük veya sıfıra yakın fiyatla oluşan elektrik depolanıp akşam pikinde sisteme verildiğinde zaman farkı ekonomik değere dönüşüyor.
Depolama ayrıca üretim tahmin hatalarını azaltma, dengesizlik maliyetini sınırlama, frekans kontrolü ve şebeke destek hizmetlerine katılma imkânı sağlayabiliyor. Türkiye Ulusal Enerji Planı’nda iki saatlik dolum süresi varsayımıyla batarya kapasitesinin 2035 yılında 7,5 GW’a ulaşmasının öngörülmesi, sistemin yenilenebilir üretim arttıkça daha fazla esnekliğe ihtiyaç duyacağını gösteriyor.
Ancak batarya yatırımının ekonomik olması için gündüz ve akşam fiyat farkının; şarj-deşarj kayıpları, çevrim ömrü, finansman gideri, kapasite kaybı ve batarya yenileme maliyetini karşılaması gerekiyor. Bu nedenle her depolamalı GES projesi otomatik olarak yüksek getiri sağlamıyor.
HES’in Gizli Gücü: Suyu Değil Zamanı Saklamak
Hidroelektrik santraller tek bir üretim modeli gibi değerlendirilmemeli. Akarsu tipi HES’ler büyük ölçüde doğal su akışına bağlı çalışıyor ve üretim saatini seçme imkânları sınırlı kalıyor. Barajlı HES’lerde ise su rezervuarda bekletilebildiği için üretim, fiyatın ve sistem ihtiyacının güçlendiği saatlere kaydırılabiliyor.
Bu özellik barajlı HES’i yalnızca yenilenebilir elektrik üreten bir santral olmaktan çıkararak doğal bir enerji depolama ve dengeleme aracına dönüştürüyor. Baraj işletmecisi suyu düşük fiyatlı öğle saatlerinde kullanmak yerine akşam pikine saklayabildiğinde aynı su miktarından daha yüksek ekonomik değer elde edebiliyor.
Bununla birlikte HES’in esnekliği sınırsız değil. Yağışlar, baraj doluluk oranı, sulama yükümlülükleri, çevresel akış, su yönetimi ve kuraklık riski üretim planını sınırlandırabiliyor. Bu nedenle HES’in değeri kurulu gücünden çok, kullanılabilir su rezervi ve saatlik üretim kabiliyetiyle ölçülmeli.
Baz Yük Santral Neden Hâlâ Oyundan Çıkmıyor?
Güneş ve rüzgâr kurulu gücü büyüdükçe baz yük santrallerin önemini tamamen kaybedeceği yönünde bir beklenti oluşabiliyor. Ancak elektrik sistemi yalnızca yıllık toplam üretimi değil, günün her saatindeki talebi karşılamak zorunda. Güneşin olmadığı, rüzgârın zayıfladığı ve hidrolojinin yetersiz kaldığı saatlerde kontrol edilebilir üretim kapasitesi arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
Yerli kömür, nükleer ve jeotermal gibi uzun süre kesintisiz çalışabilen kaynaklar sistemin sürekli üretim tabanını destekliyor. Bununla birlikte bütün baz yük santraller esnek değil. Kömür santrallerinin devreye girme, durma ve yük değiştirme süreçleri teknik olarak daha yavaş ve maliyetli olabiliyor. Bu nedenle baz yük santral için asıl hedef, sadece sürekli çalışmak değil; düşük fiyatlı saatlerde maliyeti kontrol ederken yüksek fiyatlı ve sistem açısından kritik saatlerde üretimde kalabilmek.
Enerji Piyasasında Kaynakların Farklı Görevleri
- GES ve RES: Yakıt maliyeti düşük, yerli ve temiz üretim sağlar; ancak hava koşullarına ve üretim saatine bağımlıdır.
- Depolamalı GES ve RES: Düşük değerli üretimi yüksek fiyatlı saate taşıyarak zaman ve esneklik kazandırır.
- Barajlı HES: Suyu rezervuarda tutarak üretim saatini seçebilir ve doğal depolama işlevi görebilir.
- Akarsu HES: Düşük maliyetli yenilenebilir üretim sağlar ancak su akışına bağlıdır.
- Baz yük santral: Hava koşullarından bağımsız sürekli üretim ve arz güvenliği sağlar.
- Esnek doğal gaz santrali: Yüksek maliyetine rağmen sistem açığında hızlı tepki ve pik kapasite sunabilir.
CANTE İçin Asıl Hikâye: Baz Yük Termik Santral + GES
Çan2 Termik A.Ş., 9 Nisan 2025 tarihli KAP açıklamasında termik baz yük enerji üretim kapasitesini yenilenebilir enerji ağırlıklı bir yapıya dönüştürme hedefi doğrultusunda başta güneş enerjisi olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarını değerlendireceğini duyurdu. Bu strateji yalnızca şirket portföyüne yeni bir santral eklemek olarak okunmamalı.
CANTE açısından GES yatırımı, baz yük termik santral ile güneş üretiminin aynı üretim mühendisliği içinde yönetilmesi halinde maliyet, net üretim ve satış optimizasyonu sağlayabilecek bir araç haline gelebilir. Termik santral sürekli ve kontrol edilebilir üretimi sürdürürken GES, gündüz saatlerinde santralin kendi yardımcı elektrik tüketiminin bir bölümünü karşılayabilir.
Bu modelde amaç, güneş santralinin termik santralin yerini bir anda alması değil; kömürle üretilen elektriğin santral içinde tüketilen bölümünü azaltarak daha fazla elektriğin şebekeye satılabilir net üretime dönüşmesini sağlamak. Böylece baz yük üretimin sürekliliği korunurken yenilenebilir enerji, termik santralin işletme verimliliğini destekleyen tamamlayıcı bir kaynak haline gelebilir.
Brüt 539 GWh, Net 476 GWh: Aradaki 63 GWh Neyi Anlatıyor?
Çan2 Termik’in 2026 yılı ilk çeyrek faaliyet raporuna göre santralin brüt elektrik üretimi 539 GWh, net elektrik üretimi ise 476 GWh olarak gerçekleşti. İki değer arasındaki yaklaşık 63 GWh’lik fark, brüt üretimin yaklaşık yüzde 11,7’sine karşılık geliyor.
Brüt ve net üretim arasındaki farkın tamamını tek kalemde “yardımcı tüketim” olarak tanımlamak doğru olmaz. Bu farkın içinde santral iç tüketimi, yardımcı sistemler ve teknik kayıplar bulunabilir. Ancak verinin gösterdiği temel gerçek açık: Santralin ürettiği elektriğin tamamı satışa sunulan net elektriğe dönüşmüyor.
Kömür hazırlama ve taşıma sistemleri, kırıcılar, değirmenler, pompalar, fanlar, soğutma sistemleri, baca gazı arıtma üniteleri, kül taşıma sistemleri, aydınlatma, otomasyon ve diğer yardımcı ekipmanlar santralin çalışabilmesi için elektrik tüketiyor. Termik santralin kendi GES üretimi bu yüklerin bir bölümünü karşılayabilirse kömürden üretilen brüt elektriğin daha azı tesis içinde tüketilir ve şebekeye verilebilecek net üretim artabilir.
Güneş Santrali Kömürle Üretilen Elektriğin Maliyetini Nasıl Düşürebilir?
Burada teknik ayrımı doğru yapmak gerekiyor. GES yatırımı kömürün ton fiyatını, santralin ısıl verimini veya bir kazan ünitesinin doğrudan yakıt tüketimini otomatik olarak düşürmez. Sağlayabileceği avantaj, kömürle üretilen elektriğin santral içinde tüketilen kısmını azaltmak ve net satışa çıkan elektrik miktarını yükseltmektir.
Aynı brüt üretim ve aynı yakıt tüketimi koşullarında santral iç tüketiminin bir bölümü güneşten karşılanırsa şebekeye verilen net elektrik artabilir. Böylece toplam yakıt ve işletme giderinin satılabilir net megavatsaat başına düşen tutarı gerileyebilir. Başka bir ifadeyle GES, kömürün fiziksel maliyetini değil; termik santralin net elektrik üretim maliyetini ve yardımcı tüketim dengesini iyileştirebilir.
Bu model özellikle güneş üretimi ile santral yardımcı tüketiminin aynı saatlerde yüksek olduğu günlerde daha anlamlı olabilir. Kömür santrali baz yük üretimini sürdürürken gündüz yardımcı sistemlerin elektrik ihtiyacı GES tarafından karşılanır; kömürle üretilen elektriğin daha büyük bölümü sözleşmeli satışa veya piyasaya yönlendirilebilir.
CANTE Kendi GES Elektriğini Nasıl Kullanabilir?
CANTE’nin kendi GES üretimini termik santral iç tüketiminde kullanabilmesi için yatırımın yalnızca şirket bünyesinde bulunması yeterli değildir. Santralin bağlantı noktası, üretim lisansı, öz tüketim yapısı, sayaç düzeni, şebeke bağlantısı ve enerji mevzuatına uygun teknik modelin kurulması gerekir.
GES termik santralle aynı sahada veya uygun bir bağlantı mimarisi içinde kurulursa gündüz saatlerinde yardımcı yükleri doğrudan besleyen bir sistem oluşturulabilir. Farklı bir bölgede kurulması halinde ise elektriğin fiziksel ve ticari mahsuplaşma yöntemi, iletim bedelleri ve piyasa kuralları ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “CANTE GES kurdu, kendi elektriğini ücretsiz kullanacak” şeklindeki basit bir denklem doğru değildir. Ekonomik sonuç; GES’in kurulu gücüne, yıllık üretimine, santral iç tüketim eğrisine, bağlantı şekline, yatırım maliyetine, finansman giderine ve güneş üretiminin hangi yükleri karşıladığına bağlı olacaktır.
75 Dolarlık Taban Satış Modelinde GES Neden Daha da Önemli?
Çan2 Termik ile EÜAŞ arasında imzalanan sözleşme, belirli üretim miktarı için 31 Aralık 2029’a kadar MWh başına asgari 75 dolar fiyat mekanizması sağlıyor. Saatlik PTF 75 doların üzerinde gerçekleşirse satışın PTF üzerinden yapılması öngörülüyor.
Böyle bir satış yapısında net olarak şebekeye verilebilen her ilave megavatsaatin ekonomik değeri daha görünür hale geliyor. GES’in santral iç tüketimini azaltarak net üretimi desteklemesi halinde, aynı termik üretim içinde daha fazla elektriğin sözleşmeli veya piyasa fiyatlı satışa dönüşme potansiyeli ortaya çıkabilir.
Ancak bu sonuç otomatik değildir. EÜAŞ sözleşmesinin teslim yükümlülükleri, üretim programı, GES bağlantısı ve mevzuat şartları birlikte incelenmeden kesin gelir hesabı yapılamaz. Yine de baz yük satış güvencesi ile yenilenebilir öz tüketim avantajının aynı portföyde buluşması, üretim mühendisliği açısından önemli bir stratejik alan oluşturuyor.
Depolama Eklenirse CANTE’nin Denklemi Bir Kez Daha Değişir
CANTE’nin olası GES yatırımına batarya eklenmesi halinde model yalnızca gündüz yardımcı tüketimini karşılamaktan çıkabilir. Güneş üretiminin bir bölümü bataryada tutularak akşam saatlerindeki santral iç tüketimine, yüksek fiyatlı piyasa saatlerine veya sistem destek hizmetlerine yönlendirilebilir.
Depolama, termik santralin ani yük değişimlerine karşı daha kontrollü çalışmasına da katkı sağlayabilir. Batarya kısa süreli dalgalanmaları karşılarken kömür ünitesi daha istikrarlı bir üretim seviyesinde tutulabilir. Böylece sık yük değişimlerinin oluşturabileceği verim kaybı, bakım yükü ve teknik zorlanma sınırlanabilir.
Bununla birlikte bataryanın hangi amaçla kullanılacağı baştan belirlenmeli. Santral iç tüketimi, fiyat arbitrajı, dengesizlik yönetimi ve yan hizmetler aynı batarya kapasitesi için rekabet edebilir. Yatırımın ekonomik sonucu, bu kullanım alanlarının doğru sırayla ve piyasa şartlarına göre yönetilmesine bağlı olacaktır.
Üretim Mühendisliği Dört Katmanlı Kurulmalı
CANTE gibi baz yük santrale sahip bir enerji şirketi için yeni üretim mühendisliği tek bir santralin çalışma planından daha geniş düşünülmeli. Etkin bir model dört ayrı katmanın birlikte yönetilmesini gerektiriyor:
- Baz yük üretimi: Termik santralin teknik olarak verimli ve sürdürülebilir çalışma bandında tutulması.
- GES öz tüketimi: Gündüz santral yardımcı yüklerinin mümkün olan bölümünün güneşten karşılanması.
- Depolama: Düşük fiyatlı veya ihtiyaç fazlası elektriğin akşam pikine ve kritik işletme saatlerine taşınması.
- Piyasa optimizasyonu: EÜAŞ sözleşmesi, PTF, SMF, ikili anlaşmalar ve dengesizlik maliyetlerinin birlikte yönetilmesi.
Bu yaklaşımda termik santral, GES ve batarya birbirinin rakibi değil; farklı saatlerde farklı görevlere sahip tamamlayıcı varlıklar haline geliyor. GES düşük maliyetli gündüz elektriği sağlıyor, depolama zamanı yönetiyor, baz yük santral üretim sürekliliğini koruyor ve piyasa optimizasyonu hangi elektriğin nerede değerlendirileceğini belirliyor.
CANTE’nin GES Stratejisi Neden Sadece “Yeşil İmaj” Değil?
Termik santral sahibi şirketlerin yenilenebilir enerji yatırımları zaman zaman yalnızca çevresel görünüm veya kurumsal itibar hamlesi olarak değerlendiriliyor. Oysa doğru tasarlanan bir GES yatırımı, CANTE açısından doğrudan operasyonel ve finansal sonuç üretebilir.
Santral iç tüketiminin azaltılması, net satılabilir üretimin desteklenmesi, gündüz elektrik maliyetinin düşürülmesi, portföyün kaynak çeşitliliğinin artırılması ve ileride oluşabilecek karbon maliyetlerine karşı yenilenebilir üretim payının yükseltilmesi bu sonuçlar arasında yer alıyor.
Ayrıca yenilenebilir üretim, termik santralin yıllık toplam gelirini farklı piyasa koşullarına karşı çeşitlendirebilir. Kömür üretimi bakım veya arıza nedeniyle düştüğünde GES ayrı bir üretim kaynağı olarak katkı sağlayabilir. Güneş fiyatlarının baskılandığı saatlerde ise öz tüketim modeli, elektriği düşük PTF’den satmak yerine santralin kendi maliyetini azaltmak için kullanma imkânı sunabilir.
Ama GES Termik Santralin Bütün Sorunlarını Çözmez
Baz yük termik santral ile GES’in birlikte çalışması önemli avantajlar sağlayabilse de kömür santralinin bütün maliyet ve risklerini ortadan kaldırmaz. Kömür çıkarma ve taşıma maliyeti, bakım giderleri, emisyon yükümlülükleri, çevresel yatırımlar, finansman giderleri ve karbon riski devam eder.
GES üretimi de mevsimsel ve saatlik değişkenliğe sahip. Bulutluluk, panel verimi, bağlantı kısıntısı ve yatırımın finansman maliyeti beklenen tasarrufu azaltabilir. Bu nedenle yatırım kararı yalnızca kurulu güç hedefiyle değil; santral iç yük profili ile saatlik GES üretiminin ne ölçüde eşleştiği üzerinden verilmelidir.
En sağlıklı değerlendirme, “kaç MW GES kurulacak?” sorusunun ötesine geçerek “Bu GES yılda kaç MWh üretecek, bunun ne kadarı yardımcı tüketimi karşılayacak, ne kadarı piyasaya satılacak, batarya hangi saatlerde kullanılacak ve net MWh maliyeti ne kadar düşecek?” sorularına yanıt verilmesiyle yapılabilir.
Enerjide Geleceğin Kazananı Tek Kaynak Değil, Akıllı Portföy Olacak
Türkiye elektrik piyasasında güneş ve rüzgâr kapasitesi arttıkça gündüz ve akşam fiyatları arasındaki farkın önemi büyüyor. Bu değişim GES’i değersizleştirmiyor, baz yük santrali de gereksiz hale getirmiyor. Tam tersine kaynakların hangi görev için kullanılacağı daha kritik hale geliyor.
GES ve RES düşük maliyetli elektrik üretirken depolama bu elektriğe zaman kazandırıyor. Barajlı HES suyu yüksek değerli saate taşıyor. Baz yük santral arz sürekliliğini sağlıyor. Esnek santraller ve bataryalar ise sistemdeki ani açıkları yönetiyor.
CANTE açısından da geleceğin değeri yalnızca daha fazla kömür yakmakta veya yalnızca GES kurmakta değil; termik baz yük üretimi, güneş enerjisi, santral iç tüketimi, depolama ve satış sözleşmelerini aynı üretim mühendisliği altında birleştirmekte oluşabilir.
Enerjinin yeni denklemi net: GES ve RES üretir, barajlı HES zamanı seçer, depolama elektriği değerli saate taşır, baz yük santral arz güvenliğini korur. Asıl kazanç ise doğru elektriği doğru saatte, doğru maliyetle ve doğru piyasaya verebilen şirketlerde oluşur.
Kaynaklar
- EPİAŞ — Mayıs 2026 Elektrik Piyasaları Aylık Raporu
- EPİAŞ — Sistem Marjinal Fiyatı ve Dengeleme Güç Piyasası Açıklaması
- KAP — Çan2 Grubu Yatırım Stratejisi ve Yenilenebilir Enerji Kararı
- Çan2 Termik — 1 Ocak-31 Mart 2026 Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu
- KAP — Çan2 Termik ile EÜAŞ Arasındaki Asgari 75 Dolar/MWh Elektrik Satış Sözleşmesi
- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı — Türkiye Ulusal Enerji Planı
Yasal ve Editoryal Uyarı
Bu içerik; EPİAŞ elektrik piyasası raporları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı planları, Çan2 Termik faaliyet raporları ve KAP açıklamaları esas alınarak hazırlanmış haber-analiz metnidir.
CANTE’nin GES üretimini termik santral iç tüketiminde kullanmasına ilişkin bölümler, şirketin yenilenebilir enerji yatırım stratejisi ile açıklanan brüt ve net üretim verileri üzerinden yapılan teknik değerlendirmedir. Haber tarihi itibarıyla şirket tarafından kamuya açıklanmış kesin GES kapasitesi, bağlantı modeli ve santral iç tüketim uygulama planı bulunmadığı sürece bu değerlendirmeler gerçekleşmiş proje veya kesin tasarruf vaadi olarak okunmamalıdır.
Haberde yer alan değerlendirmeler genel bilgilendirme amacı taşır. Herhangi bir şirket, pay senedi, enerji projesi veya finansal araç için alım-satım tavsiyesi, yatırım danışmanlığı ya da kesin getiri vaadi değildir.