BORSA İSTANBUL | FONLAR | SPK | MSCI

Fonlar SPK’ya Şikâyet Etti, MSCI Takibi Sıkılaştırdı: Borsa İstanbul’da Düşük Likiditeli Hisseler Mercek Altında

Türkiye’de bazı fon yöneticilerinin düşük likiditeli hisselerde şüpheli ve koordineli olduğunu düşündükleri işlemleri SPK’ya bildirdiğine ilişkin haberlerin ardından, MSCI’ın Türkiye piyasasında fon sahiplikleri, gerçek fiili dolaşım ve yatırım yapılabilirlik konularındaki incelemeleri dikkat çekiyor. TERA, TRHOL ve KRDMB’nin MSCI Small Cap’e alınmaması ise tartışmanın son halkası oldu.

Borsa İstanbul yatırım fonları SPK MSCI düşük likiditeli hisseler fiili dolaşım ve koordineli işlem tartışması

— Ekonomi365 Haber Merkezi

Borsa İstanbul’da son haftalarda büyüyen fonlar ve düşük likiditeli hisseler tartışması, uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI’ın Türkiye piyasasına ilişkin aldığı kararlarla yeni bir boyuta taşındı. Türkiye’nin büyük yatırım fonlarından bazılarını yöneten portföy profesyonellerinin, bazı fonların düşük likiditeli hisselerde gerçekleştirdiği şüpheli ve koordineli olduğunu düşündükleri işlemler konusunda Sermaye Piyasası Kurulu’na bildirimde bulunduğuna ilişkin haberlerin ardından, fonların Borsa İstanbul’daki rolü yeniden mercek altına alındı.

Tartışmanın uluslararası tarafında ise MSCI’ın son aylarda Türkiye’deki bazı fon sahiplikleri, şirketlerin gerçek serbest dolaşım oranları ve yatırım yapılabilirlik kriterleri konusunda giderek daha ayrıntılı incelemeler yaptığı görülüyor.

Son olarak MSCI, daha önce Türkiye Küçük Ölçekli Şirketler Endeksi’ne dahil edilmesi planlanan Tera Yatırım Menkul (TERA), Tera Finansal Yatırımlar Holding (TRHOL) ve Kardemir B grubu (KRDMB) paylarını endekse eklememe kararı aldı.

Ancak bu kararın söz konusu şirketler hakkında manipülasyon veya piyasa bozucu eylem tespiti anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. MSCI’ın açıkladığı gerekçe, piyasa katılımcılarından alınan geri bildirimler ve yatırım yapılabilirliğe ilişkin ilave değerlendirmeler.

Haberin ana konusu: Türkiye’de bazı fon yöneticilerinin düşük likiditeli hisselerdeki şüpheli ve koordineli olduğunu düşündükleri işlemler konusunda SPK’ya bildirim yaptığına ilişkin haberlerle, MSCI’ın Türkiye’de fon sahiplikleri, gerçek free-float ve yatırım yapılabilirlik konularında yürüttüğü incelemeler aynı dönemde gündeme geldi. Ancak SPK’ya yapılan bildirimlerle MSCI’ın belirli hisseler hakkında aldığı kararlar arasında doğrudan nedensellik kuran resmî bir açıklama bulunmuyor.

Fonlar Neden Birbirlerini SPK’ya Bildirmeye Başladı?

Tartışmanın çıkış noktasında son yıllarda bazı Borsa İstanbul hisselerinde görülen olağanüstü fiyat hareketleri bulunuyor.

Bloomberg’e bilgi veren beş fon yöneticisine dayandırılan haberlere göre, Türkiye’nin büyük yatırım fonlarından bazılarını yöneten portföy profesyonelleri, bazı fonların özellikle düşük likiditeli hisselerde gerçekleştirdiği işlemler konusunda SPK’ya bildirimde bulundu.

Bildirimlerde bazı işlemlerin şüpheli ve koordineli olabileceği yönünde değerlendirmelerin bulunduğu, fon yöneticilerinin piyasa bütünlüğünün korunması amacıyla daha sıkı denetim ve yaptırımlar talep ettiği belirtiliyor.

Endişelerin merkezinde özellikle piyasa değeri görece düşük, işlem derinliği sınırlı ve az sayıda yatırımcı veya fonun önemli pozisyon taşıyabildiği hisseler bulunuyor.

Bazı payların son yıllarda çok yüksek oranlarda değer kazanması ve aynı hisselerde belirli fonların yüksek portföy ağırlıklarına ulaşması piyasa profesyonellerinin dikkatini çekiyor.

Düşük Likidite Neden Bu Kadar Önemli?

Yüksek işlem hacmine sahip büyük şirketlerde büyük miktarlı alış ve satışların fiyat üzerindeki etkisi görece sınırlı kalabilir. Ancak günlük işlem hacmi düşük olan şirketlerde aynı büyüklükteki emirler çok daha sert fiyat hareketlerine neden olabilir.

Bir yatırım fonunun düşük likiditeli bir hissede önemli pozisyon oluşturması halinde yeni alımlar hisse fiyatını yükseltebilir. Fiyat yükseldikçe fonun portföyündeki mevcut pozisyonun piyasa değeri de artar.

Ancak bu mekanizmanın varlığı tek başına mevzuata aykırılık anlamına gelmez. Fonların aynı hisseyi satın alması, birbirlerinden pay devralması veya düşük likiditeli hisselerde büyük pozisyon taşıması piyasanın olağan işleyişi içinde gerçekleşebilir.

Kritik ayrım, yatırım kararlarının birbirinden bağımsız olup olmadığı ve işlemlerin fiyat oluşumunu yapay biçimde etkilemek amacıyla koordineli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir. Bu konuda hukuki veya idari bir tespit yapılması yetkili kurumların incelemelerine bağlıdır.

SPK açısından önemli ayrım: Kamuoyuna açıklanan mevcut bilgiler itibarıyla son fon bildirimleri nedeniyle belirli bir fon, portföy yönetim şirketi veya şirket hakkında kesinleşmiş bir manipülasyon kararı açıklanmış değildir. Haberde yer verilen “şüpheli” ve “koordineli” işlem ifadeleri ilgili fon yöneticilerinin iddia ve endişelerini aktarmaktadır.

MSCI’ın Haziran Raporundaki İfade Dikkat Çekiyor

Türkiye’de fon yöneticilerinin gündeme getirdiği tartışmayı daha önemli hale getiren gelişme, MSCI’ın benzer piyasa yapısı endişelerini daha önce resmî değerlendirmelerine taşımış olması.

MSCI, 23 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı Piyasa Sınıflandırma Değerlendirmesi’nde Türkiye’ye ilişkin uluslararası kurumsal yatırımcılardan aldığı geri bildirimlere yer verdi.

MSCI’ın açıklamasına göre bazı uluslararası kurumsal yatırımcılar, Türkiye’de özellikle bazı küçük halka açık şirketlerle bağlantılı fon varlıklarını içerebilecek olası koordineli işlem davranışlarına ilişkin endişelerini kuruma iletti.

MSCI ayrıca bu tür yapıların bazı şirketlerin gerçek serbest dolaşım oranlarının değerlendirilmesini zorlaştırabileceğine ilişkin kaygıları da gündeme taşıdı.

Bu ifadeler herhangi bir şirket veya fon hakkında MSCI tarafından manipülasyon tespit edildiği anlamına gelmiyor. MSCI burada uluslararası kurumsal yatırımcılardan aldığı piyasa erişilebilirliği ve yatırım yapılabilirlik geri bildirimlerini aktarıyor.

Asıl Soru: Kağıt Üzerindeki Halka Açıklık Gerçekten Halka Açık mı?

MSCI’ın Türkiye değerlendirmesindeki en önemli başlıklardan biri gerçek serbest dolaşım oranı.

Örneğin bir şirketin sermayesinin yüzde 30’unun halka açık olduğu varsayıldığında, teorik olarak bu payların bağımsız yatırımcıların alım ve satımına açık olduğu kabul edilebilir.

Ancak bu yüzde 30’luk bölümün önemli bir kısmı belirli yatırım fonlarının elinde yoğunlaşmışsa ve bu fonların nihai ekonomik sahipliği veya hakim ortaklarla bağlantısı konusunda soru işaretleri oluşuyorsa, MSCI açısından gerçek serbest dolaşım oranı yeniden değerlendirilebilir.

Dolayısıyla tartışma yalnızca Borsa İstanbul’da kaç adet payın işlem gördüğünden ibaret değil.

Uluslararası yatırımcı açısından asıl soru, bu hisselerin ne kadarının gerçekten birbirinden bağımsız yatırımcıların alım ve satımına açık olduğudur.

MSCI Türk Hisselerini Vaka Bazında İnceleyebilecek

MSCI, 6 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye piyasasına ilişkin yaklaşımını daha da netleştirdi.

Kurum, yatırım yapılabilirlik konusunda endişe tespit edilen Türk menkul kıymetlerini vaka bazında değerlendirebileceğini açıkladı.

Bu mekanizma kapsamında MSCI, belirli bir şirketin hissedar yapısını ve fon sahipliklerini inceleyerek kendi endeks metodolojisi açısından gerçek free-float oranını yeniden hesaplayabilecek.

Daha da önemlisi, gerekli görülmesi halinde belirli fonların elindeki hisseler MSCI metodolojisinde free-float dışı, yani non-free-float olarak sınıflandırılabilecek.

Bu durum, bir payın Borsa İstanbul’da işlem görüyor olmasının MSCI açısından otomatik olarak gerçek serbest dolaşımda kabul edileceği anlamına gelmediğini gösteriyor.

Kiler Holding’de İlk Somut Örnek Yaşandı

MSCI’ın yeni yaklaşımının dikkat çeken örneklerinden biri Kiler Holding oldu.

MSCI, Mayıs 2026’da şirketin hissedar yapısını yeniden değerlendirerek belirli hissedarların ve bazı fonların elindeki payların kendi metodolojisi açısından free-float kapsamında değerlendirilmemesine karar verdi.

Bunun sonucunda Kiler Holding’in MSCI hesaplamalarında kullanılan Foreign Inclusion Factor oranı 0,25 seviyesinden 0,145 seviyesine indirildi.

Yeni oran şirketin ilgili endeks kriterlerini karşılamasını etkiledi ve Kiler Holding MSCI Global Small Cap endekslerinden çıkarıldı.

Burada da önemli ayrım aynı: MSCI’ın Kiler Holding kararı bir manipülasyon tespiti değildir. Karar MSCI’ın kendi endeks metodolojisi çerçevesinde şirketin yatırım yapılabilir serbest dolaşım oranının yeniden değerlendirilmesine dayanıyor.

Şimdi TERA, TRHOL ve KRDMB Kararı Geldi

Türkiye piyasasına yönelik bu incelemelerin ardından Ağustos ayında üç hisseyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

MSCI’ın Ağustos ayındaki ilk endeks gözden geçirmesinde Türkiye Small Cap Endeksi’ne altı yeni payın dahil edilmesi planlanıyordu.

Hisse Şirket Son Durum
TERA Tera Yatırım Menkul Değerler Small Cap’e eklenmeyecek
TRHOL Tera Finansal Yatırımlar Holding Small Cap’e eklenmeyecek
KRDMB Kardemir B Grubu Small Cap’e eklenmeyecek
BRSAN Borusan Boru Endekse giriş kararı devam ediyor
EUPWR Europower Enerji Endekse giriş kararı devam ediyor
RGYAS Rönesans Gayrimenkul Yatırım Endekse giriş kararı devam ediyor

MSCI daha sonra TERA, TRHOL ve KRDMB için kararını değiştirdi ve bu üç payın Small Cap Endeksi’ne eklenmeyeceğini açıkladı.

Kurum kararın piyasa katılımcılarından alınan geri bildirimler ve yatırım yapılabilirlik endişelerine ilişkin ek analizlerin ardından verildiğini bildirdi.

Değişikliklerin 1 Eylül 2026 itibarıyla geçerli olması planlanıyor.

TERA, TRHOL ve KRDMB Hakkında Manipülasyon Kararı Yok

MSCI kararının son dönemde Türkiye’de yaşanan fon tartışmasıyla aynı zaman diliminde gelmesi piyasanın dikkatini çekse de, iki gelişme arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak mevcut bilgilerle mümkün değil.

MSCI, TERA, TRHOL veya KRDMB hakkında manipülasyon yapıldığına ilişkin bir tespit açıklamadı.

Aynı şekilde bu üç hissenin MSCI kararının, Türkiye’de bazı fon yöneticilerinin SPK’ya yaptığı belirtilen son bildirimlerin sonucu olduğuna ilişkin kamuoyuna açıklanmış resmî bir bilgi de bulunmuyor.

Ekonomi365 editoryal notu: TERA, TRHOL ve KRDMB’nin MSCI Small Cap’e alınmaması “manipülasyon tespiti” olarak yorumlanmamalıdır. MSCI kararını yatırım yapılabilirlik endişeleri ve piyasa katılımcılarından gelen geri bildirimler çerçevesinde açıklamıştır. SPK’ya yapılan son fon bildirimleriyle üç hisse hakkında alınan MSCI kararı arasında doğrulanmış doğrudan bağlantı bulunmamaktadır.

Yerli Fonların Endişesi ile MSCI’ın Endişesi Nerede Kesişiyor?

İki gelişme arasında doğrudan bağlantı kurulamazken, gündeme getirilen yapısal sorunlarda dikkat çekici benzerlikler bulunuyor.

Başlık Piyasadaki Tartışma MSCI Açısından Önemi
Düşük likidite Büyük işlemler fiyatı daha hızlı etkileyebilir Kurumsal yatırımcının hisseye giriş ve çıkış kapasitesini etkiler
Fon yoğunlaşması Az sayıda fon yüksek pay taşıyabilir Gerçek free-float hesabını etkileyebilir
Koordineli işlem endişesi Fon yöneticilerinin SPK’ya bildirimlerinde gündeme geliyor Uluslararası yatırımcı geri bildirimlerinde de yer aldı
Fiili dolaşım Kağıt üzerindeki halka açıklık sorgulanıyor MSCI kendi free-float hesabını değiştirebilir
Fiyat oluşumu Düşük derinlikte sert hareketler görülebilir Yatırım yapılabilirlik değerlendirmesinin parçası olabilir

Şimşek Fonlar Üzerinden Manipülasyon Riskini Daha Önce Gündeme Getirmişti

Türkiye’de fonlar üzerinden gerçekleşebilecek piyasa bozucu işlemlere ilişkin tartışma yeni değil.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025’te Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi’nde yaptığı açıklamada bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığına ilişkin tespitlerin bulunduğunu belirterek bu alandaki düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti.

Şimşek aynı dönemde sermaye piyasalarında manipülasyonla mücadelede yaptırımların daha caydırıcı hale getirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü ifade etmişti.

SPK Başkanı Lisans İptaline Kadar Uzanan Yaptırımları Gündeme Getirmişti

SPK Başkanı Ömer Gönül de fonlar üzerinden gerçekleştirilebilecek mevzuata aykırı işlemler konusunda daha önce açıklamalarda bulundu.

Gönül, mevzuata aykırı işlemlerin yetkili kurumlarca tespit edilmesi halinde portföy yöneticilerinin lisanslarının iptaline kadar uzanabilecek yaptırımların uygulanabileceğine yönelik mesaj vermişti.

Bu açıklamalar, fon piyasasının büyümesiyle birlikte denetimin yalnızca hisse bazındaki işlem tedbirleriyle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.

MSCI SPK’nın Attığı Adımları da İzliyor

MSCI’ın Haziran 2026 değerlendirmesinde SPK’nın Türkiye’de gerçek fiili dolaşımın daha doğru hesaplanmasına yönelik attığı adımlara da yer verildi.

Özellikle bazı fonların elindeki payların nihai ekonomik sahipliğinin serbest dolaşım dışında değerlendirilmesi gereken taraflarla bağlantılı olması durumunda, bu payların fiili dolaşım hesabından çıkarılabilmesine yönelik yaklaşım uluslararası yatırımcıların takip ettiği başlıklardan biri.

MSCI’ın yaklaşımına göre düzenlemenin varlığı kadar uygulamadaki sonuçları da önem taşıyor.

Kasım 2026 Borsa İstanbul İçin Neden Kritik?

MSCI’ın Haziran değerlendirmesindeki en önemli bölümlerden biri Kasım 2026’ya ilişkin.

MSCI, Türkiye piyasasında yatırım yapılabilirlik ve piyasa erişilebilirliği konusunda yeterli, somut ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde Kasım 2026 endeks gözden geçirmesi sırasında Türkiye ve uygun Türk menkul kıymetlerinin MSCI endekslerinde nasıl ele alınacağı konusunda yeni bir istişare sürecinin gündeme gelebileceğine işaret etti.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.

MSCI tarafından Türkiye’nin gelişen piyasalar statüsünden çıkarıldığına veya çıkarılacağına ilişkin kesinleşmiş bir karar açıklanmış değildir.

Mevcut süreç, Türkiye piyasasının erişilebilirliği, gerçek free-float oranları ve belirli menkul kıymetlerin endekslerde nasıl değerlendirileceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Küçük Yatırımcı İçin Risk Nerede Başlıyor?

Fonlar arasındaki tartışma ilk bakışta yalnızca profesyonel portföy yöneticilerini ilgilendiriyor gibi görünse de düşük likidite sorununun etkileri bireysel yatırımcıya kadar uzanabiliyor.

Bir hissenin önemli bölümünün birkaç fon veya yatırımcının elinde yoğunlaşması halinde sınırlı miktardaki yeni talep bile fiyatı hızla yukarı taşıyabilir.

Fiyat yükseldiğinde fonun portföyündeki mevcut pozisyonun piyasa değeri artar. Fon performansındaki yükseliş yeni yatırımcıların ilgisini çekebilir ve yeni fon girişleri aynı hisselerde ek talep yaratabilir.

Bu süreç tamamen bağımsız yatırım kararlarıyla gerçekleştiğinde piyasanın olağan işleyişinin bir parçasıdır.

Ancak düşük likidite yükseliş sırasında fiyat hareketini nasıl hızlandırıyorsa satış sırasında da aynı mekanizma ters yönde çalışabilir.

Büyük bir fon pozisyon azaltmak istediğinde yeterli alıcı bulunamaması, sert fiyat hareketleri ve likidite kaybı oluşturabilir.

Yatırımcı Bundan Sonra Neyi İzlemeli?

Fiili Dolaşım

Şirketin açıklanan halka açıklık oranıyla gerçek anlamda bağımsız yatırımcıların elinde bulunan pay oranı arasındaki fark izlenmeli.

Fon Yoğunlaşması

Belirli hisselerde fonların toplam sahipliği ve payların birkaç kurumda yoğunlaşıp yoğunlaşmadığı takip edilmeli.

İşlem Hacmi

Günlük işlem hacminin büyük fon pozisyonlarının sağlıklı biçimde alınıp satılmasına yeterli olup olmadığı önem taşıyor.

SPK Kararları

Fon yöneticilerinin yaptığı belirtilen bildirimlerin resmî incelemeye dönüşüp dönüşmeyeceği takip edilmeli.

MSCI Free-Float

MSCI’ın Türk şirketlerinin Foreign Inclusion Factor ve free-float oranlarında yeni değişiklik yapıp yapmayacağı izlenmeli.

Kasım İncelemesi

MSCI’ın Kasım 2026 değerlendirmesinde Türkiye piyasasına yönelik yeni bir istişare başlatıp başlatmayacağı kritik olacak.

Borsa İstanbul’da Yeni Bir Denetim Dönemi mi Başlıyor?

Son aylarda yaşanan gelişmeler kronolojik olarak yan yana getirildiğinde, fonların Borsa İstanbul’daki rolünün hem yerli düzenleyiciler hem de uluslararası kurumsal yatırımcılar açısından daha yakından takip edildiği görülüyor.

Tarih Gelişme
Mayıs 2026 MSCI, Kiler Holding’in free-float hesabını yeniden değerlendirdi; bazı fon paylarının sınıflandırılması değişti.
23 Haziran 2026 MSCI, Türkiye’de bazı küçük şirketlerle bağlantılı fon varlıkları ve olası koordineli işlem davranışlarına ilişkin uluslararası yatırımcı endişelerini raporladı.
6 Temmuz 2026 MSCI, yatırım yapılabilirlik endişesi görülen Türk hisselerini vaka bazında inceleyebileceğini açıkladı.
Ağustos 2026 Türkiye’de bazı fon yöneticilerinin düşük likiditeli hisselerde şüpheli ve koordineli olduğunu düşündükleri işlemler konusunda SPK’ya bildirim yaptığına ilişkin haberler gündeme geldi.
25 Ağustos 2026 MSCI, TERA, TRHOL ve KRDMB’nin Small Cap Endeksi’ne eklenmemesine karar verdi.

Mesele Üç Hisse Değil: Borsa İstanbul’da Gerçek Halka Açıklık Tartışması Büyüyor

TERA, TRHOL ve KRDMB’nin MSCI Small Cap’e alınmaması son gelişme olsa da, ortaya çıkan tablo yalnızca üç hisseyle sınırlı değil.

Türkiye’de bazı fon yöneticilerinin diğer fonların düşük likiditeli hisselerdeki işlemlerini SPK’ya bildirdiğine ilişkin haberler, MSCI’ın aylardır dile getirdiği gerçek free-float, fon sahiplikleri ve olası koordineli işlem endişeleriyle aynı dönemde gündeme geliyor.

MSCI artık yatırım yapılabilirlik sorunu gördüğü Türk hisselerini vaka bazında inceleyebileceğini açık biçimde ifade ediyor.

Gerektiğinde belirli fonların elindeki hisselerin MSCI metodolojisindeki free-float hesabından çıkarılması da mümkün.

Kiler Holding’de bunun somut örneği görüldü. TERA, TRHOL ve KRDMB’nin endekse girişlerinin iptal edilmesi ise Türkiye piyasasına yönelik yatırım yapılabilirlik incelemelerinin devam ettiğini gösteren son gelişme oldu.

Bununla birlikte söz konusu üç şirket hakkında manipülasyon yapıldığı veya SPK’ya yapılan son bildirimlerle MSCI’ın üç hisse hakkındaki kararı arasında doğrudan bağlantı bulunduğu yönünde kamuoyuna açıklanmış resmî bir tespit bulunmuyor.

Önümüzdeki dönemde gözler hem SPK’da hem MSCI’da olacak. Fon yöneticilerinin yaptığı belirtilen bildirimlerin resmî incelemeye dönüşüp dönüşmeyeceği, SPK’nın fon sahiplikleri ve fiili dolaşım konusunda yeni düzenlemeler getirip getirmeyeceği ve MSCI’ın Kasım ayında Türkiye konusunda nasıl bir değerlendirme yapacağı Borsa İstanbul açısından yakından izlenecek.

Üç hisse için verilen MSCI kararı bir sonuçtan çok daha geniş bir tartışmanın işareti: Borsa İstanbul’da artık yalnızca şirketlerin piyasa değeri değil, bu piyasa değerinin hangi likidite koşullarında oluştuğu, payların kimlerin elinde yoğunlaştığı ve hisselerin gerçekte ne kadarının bağımsız yatırımcılar arasında dolaştığı da daha fazla sorgulanıyor.

Kaynaklar

  • MSCI — 2026 Market Classification Review, 23 Haziran 2026
  • MSCI — Treatment of Securities in the MSCI Turkey and Indonesia Indexes, Temmuz 2026
  • MSCI — Kiler Holding free-float ve Foreign Inclusion Factor değerlendirmesi, Mayıs 2026
  • MSCI — Ağustos 2026 Global Small Cap Index Review ve Türkiye değişiklikleri
  • Bloomberg — Türkiye’de yatırım fonları ve portföy yöneticilerinin SPK’ya yaptığı belirtilen bildirimlere ilişkin haber
  • Bloomberg HT — MSCI Türkiye endeks değişiklikleri ve SPK Başkanı Ömer Gönül’ün fon piyasasına ilişkin açıklamaları
  • Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek — Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi açıklamaları
  • Sermaye Piyasası Kurulu — Fonlar, fiili dolaşım ve sermaye piyasası düzenlemelerine ilişkin kamuya açık açıklamalar