Borsa İstanbul’da Fonlar Arası Savaş:
Bazı Fonlar SPK’ya Şikâyet Edildi
Türkiye'nin büyük yatırım fonlarından bazılarını yöneten portföy yöneticilerinin, düşük likiditeli hisselerde şüpheli ve koordineli olduğu öne sürülen işlemler konusunda Sermaye Piyasası Kurulu'na bildirimde bulunduğu belirtiliyor. Tartışmanın merkezinde olağanüstü yükselen hisseler, fon yoğunlaşması, fiili dolaşım ve piyasa güveni bulunuyor.
11 Ağustos 2026 — Ekonomi365 Haber Merkezi
Borsa İstanbul'da son yıllarda bazı küçük ve düşük likiditeli hisselerde görülen olağanüstü fiyat hareketleri, bu kez yatırım fonlarının kendi içinden yükselen itirazlarla yeni bir boyuta taşındı. Bloomberg'e bilgi veren beş fon yöneticisine göre, Türkiye'nin büyük yatırım fonlarından bazılarını yöneten portföy profesyonelleri, şüpheli ve koordineli olduğu öne sürülen işlemler konusunda Sermaye Piyasası Kurulu'na bildirimde bulundu.
Fon yöneticilerinin, piyasa bütünlüğünü güçlendirmek amacıyla mevcut uygulamalardan daha sıkı önlemlerin değerlendirilmesini istediği belirtiliyor. Gündeme getirilen öneriler arasında yaptırımların ağırlaştırılması ve bazı yatırım araçlarında serbest fon faaliyetlerine yönelik yeni sınırlamaların değerlendirilmesi de bulunuyor.
Ancak kamuoyuna açık mevcut bilgiler itibarıyla, söz konusu bildirimler nedeniyle herhangi bir fon veya portföy yönetim şirketi hakkında SPK tarafından kesinleşmiş bir manipülasyon kararı açıklanmış değil.
Bu nedenle haberde geçen koordineli işlem, şüpheli işlem ve manipülasyon ifadeleri, fon yöneticilerinin bildirim ve endişelerini ifade ediyor; herhangi bir kişi, fon veya portföy yönetim şirketi hakkında kesinleşmiş suç ya da mevzuata aykırılık tespiti anlamına gelmiyor.
Fon Yöneticilerinin İtirazı Nereden Çıktı?
Tartışmanın temelinde son yıllarda bazı Borsa İstanbul hisselerinde görülen sıra dışı fiyat performansları bulunuyor.
Bloomberg'e aktarılan bilgilere göre bazı paylarda yükselişlerin yüzde 1.000'i aştığı, bu hareketlerin önemli bölümünün ise piyasa değeri görece küçük, işlem derinliği sınırlı ve likiditesi düşük şirketlerde gerçekleştiği belirtiliyor.
Düşük likiditeli hisselerde büyük miktarlı alımların fiyat üzerindeki etkisi, yüksek işlem hacmine sahip şirketlere göre çok daha güçlü olabiliyor. Fonların bu hisselerde büyük pozisyonlar oluşturması halinde fiyat yükselişi, aynı zamanda fon portföylerinin piyasa değerini de artırabiliyor.
Ancak bir fonun düşük likiditeli bir hisseyi satın alması veya aynı hisseye birden fazla fonun yatırım yapması tek başına piyasa manipülasyonu anlamına gelmiyor. Buradaki kritik konu, işlemlerin birbirinden bağımsız yatırım kararları mı, yoksa fiyat oluşumunu etkilemeye yönelik koordineli hareketler mi olduğunun yetkili kurumlar tarafından tespit edilmesi.
Asıl Soru: Fonlar Birbirleriyle Koordineli mi Hareket Ediyor?
Piyasanın üzerinde durduğu en hassas konu, farklı fonların aynı düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşması ve bu fonlar arasında gerçekleştirilen işlemlerin niteliği.
Bir fonun aldığı hisseyi başka bir fonun satın alması, piyasanın olağan işleyişi içinde tamamen meşru bir işlem olabilir. Bununla birlikte işlemlerin önceden koordine edildiğinin ve fiyat oluşturmak veya yatırımcı algısını etkilemek amacıyla gerçekleştirildiğinin yetkili kurumlar tarafından tespit edilmesi durumunda, sermaye piyasası mevzuatı açısından farklı sonuçlar doğabilir.
Tartışmanın Merkezindeki Başlıklar
- Düşük likidite: Sınırlı işlem derinliği fiyat hareketlerinin daha sert oluşmasına neden olabiliyor.
- Fon yoğunlaşması: Bir hissenin önemli bölümünün az sayıda fonun portföyünde toplanması yakından izleniyor.
- Fonlar arası işlemler: İşlemlerin bağımsız yatırım kararları mı yoksa koordineli hareketler mi olduğu önem taşıyor.
- Fiili dolaşım: Hisselerin kağıt üzerinde halka açık olması ile gerçek anlamda piyasada dolaşımda bulunması arasında fark oluşabiliyor.
- Fon performansı: Düşük likiditeli hisselerdeki hızlı fiyat artışlarının fon getirileri üzerindeki etkisi tartışılıyor.
Şimşek Daha Önce Fonlar Üzerinden Manipülasyon Riskine Dikkat Çekmişti
Fon piyasasına ilişkin tartışma aslında yeni değil.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'nde yaptığı açıklamada bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığına ilişkin tespitlerinin bulunduğunu belirterek, bu alandaki düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti.
Şimşek aynı konuşmasında sermaye piyasalarında manipülasyonla mücadelede cezaların daha caydırıcı hale getirilmesinin gündemde olduğunu açıklamıştı.
Son dönemde fon yöneticilerinden geldiği belirtilen bildirimler, kamu otoritelerinin daha önce gündeme taşıdığı bu tartışmayı yeniden Borsa İstanbul'un merkezine taşıdı.
SPK Başkanı Lisans İptaline Kadar Uzanan Önlemleri Gündeme Getirmişti
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ömer Gönül de Kasım 2025'te yaptığı açıklamalarda, fonlar üzerinden gerçekleştirilebilecek piyasa bozucu işlemlere karşı düzenlemelerin güçlendirileceğini belirtmişti.
Gönül, mevzuata aykırı işlemlerin tespit edilmesi halinde portföy yöneticilerinin lisanslarının iptaline kadar gidebilecek yaptırımların uygulanabileceğine ilişkin mesaj vermişti.
Bu yaklaşım, olası düzenleyici tedbirlerin yalnızca pay bazlı işlem yasakları veya idari para cezalarıyla sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.
Fon Düzenlemeleri 2026'da Yeniden Gündeme Geldi
SPK'nın yatırım fonlarına yönelik çalışmaları 2026 yılında da devam etti.
Şubat ayında yatırım fonlarına ilişkin rehber değişikliği taslağı sektörün görüşüne sunuldu. Çalışmada serbest fonlardan portföy yöneticilerinin sorumluluklarına, kamuyu aydınlatmadan bazı yatırım sınırlamalarına kadar çeşitli düzenleme başlıkları gündeme geldi.
Dolayısıyla Borsa İstanbul'da bugün yaşanan tartışma yalnızca bazı fonlar arasındaki ticari rekabet olarak değerlendirilmiyor.
Fon sektörünün büyüklüğü arttıkça, fonların düşük likiditeli şirketlerde oluşturduğu pozisyonların piyasa fiyatı ve yatırımcı davranışları üzerindeki etkisi de daha fazla önem kazanıyor.
MSCI da Türkiye'deki Koordineli İşlem Endişelerine Dikkat Çekti
Tartışmanın dikkat çekici taraflarından biri, benzer kaygıların uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI tarafından da gündeme taşınmış olması.
MSCI, 23 Haziran 2026 tarihinde yayımladığı 2026 Piyasa Sınıflandırma Değerlendirmesi'nde uluslararası kurumsal yatırımcıların Türkiye piyasasına ilişkin bazı endişelerini açıkladı.
MSCI'ın değerlendirmesinde, bazı küçük halka açık şirketlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen fonların pay sahipliği yapılarının ve olası koordineli işlem davranışlarının, şirketlerin gerçek serbest dolaşım oranlarının değerlendirilmesini zorlaştırabileceğine yönelik yatırımcı geri bildirimlerine yer verildi.
Bu değerlendirme, Türkiye'deki fon yöneticilerinin gündeme taşıdığı tartışmayla önemli ölçüde aynı noktaya işaret ediyor.
Bir hissenin resmi olarak halka açık görünmesi, o payların tamamının gerçek anlamda bağımsız yatırımcılar arasında serbest biçimde dolaştığı anlamına geliyor mu?
Kiler Holding Kararı Dikkat Çekici Bir Örnek Oldu
MSCI'ın Türkiye'deki halka açıklık oranlarına ilişkin incelemelerinin dikkat çeken örneklerinden biri Kiler Holding oldu.
MSCI, Mayıs 2026'da yaptığı değerlendirme sonucunda bazı fonların elinde bulunan payları serbest dolaşımdaki hisseler kapsamında değerlendirmeme kararı aldı.
Bunun sonucunda şirketin MSCI hesaplamalarında kullanılan Foreign Inclusion Factor oranı 0,25 seviyesinden 0,145 seviyesine indirildi ve Kiler Holding MSCI Global Small Cap endekslerinden çıkarıldı.
Buradaki karar herhangi bir manipülasyon tespiti anlamına gelmiyor. MSCI'ın değerlendirmesi, ilgili hisselerin endeks metodolojisi açısından gerçek anlamda serbest dolaşımda kabul edilip edilmeyeceğiyle ilgili.
Kasım 2026 Türkiye İçin Neden Önemli?
MSCI, Haziran 2026 değerlendirmesinde Türkiye piyasasında yatırım yapılabilirlik, fiili dolaşım ve piyasa erişilebilirliği konularında ilerlemeyi izlemeye devam edeceğini açıkladı.
Kurum, somut ve güvenilir ilerleme görülmemesi halinde Kasım 2026 endeks değerlendirmesi döneminde Türkiye piyasasının veya belirli Türk hisselerinin endekslerde nasıl ele alınacağı konusunda yeni bir değerlendirme süreci başlatabileceğine işaret etti.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.
MSCI mevcut açıklamalarında Türkiye'nin gelişen piyasalar statüsünden çıkarılmasına yönelik kesinleşmiş bir karar açıklamadı.
Tartışma, Türkiye piyasasının erişilebilirliği, gerçek halka açıklık oranları ve belirli şirketlerin MSCI endekslerinde hangi ağırlıkla temsil edileceği üzerinde yoğunlaşıyor.
Küçük Yatırımcı İçin Risk Nerede Başlıyor?
Fonlar arasındaki tartışma ilk bakışta yalnızca profesyonel portföy yöneticilerini ilgilendiriyor gibi görünse de, düşük likiditeli hisselerdeki yoğunlaşmanın asıl sonuçlarından biri bireysel yatırımcı tarafında ortaya çıkabilir.
Sınırlı sayıda yatırımcı veya fonun büyük pozisyon taşıdığı bir hissede, alımlar fiyatı yukarı yönde hızlandırabilir.
Ancak aynı mekanizma ters yönde de çalışabilir.
Büyük pozisyon taşıyan fonların satışa yönelmesi durumunda yeterli alıcı bulunamaması, fiyat hareketlerinin hızlanmasına ve likiditenin daha da zayıflamasına neden olabilir.
Bu nedenle yatırımcı açısından yalnızca bir şirketin bilançosuna veya son dönemdeki fiyat performansına bakmak yeterli olmayabilir.
Yatırımcıların İzleyebileceği Piyasa Göstergeleri
- Fiili dolaşım oranı
- Günlük ortalama işlem hacmi
- Fonların toplam pay sahipliği
- Pay sahipliği yoğunlaşması
- Fon portföylerindeki şirket ağırlıkları
- KAP üzerinden açıklanan ortaklık yapısı değişiklikleri
Fon Savaşının Arkasında Aslında Piyasa Güveni Var
Ortaya çıkan tablo, meselenin yalnızca bazı yatırım fonlarının birbirini SPK'ya bildirmesinden daha geniş olduğunu gösteriyor.
Bir tarafta düşük likiditeli hisselerdeki işlemlerden rahatsız olduğunu belirten fon yöneticileri bulunuyor.
Diğer tarafta Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK'nın geçmişte kamuoyuna açıkladığı fonlar üzerinden gerçekleştirilebilecek piyasa bozucu işlemlere ilişkin düzenleme ihtiyacı bulunuyor.
Uluslararası tarafta ise MSCI, Türkiye'deki bazı hisselerin gerçek serbest dolaşım oranları ve yatırım yapılabilirliği konusunda yatırımcılardan gelen kaygıları değerlendirmeye devam ediyor.
Tüm bu gelişmeler aynı noktada birleşiyor:
Türkiye'de yatırım fonlarının sermaye piyasalarındaki ağırlığı arttıkça, fon işlemlerinin şeffaflığı, pay sahipliği yoğunlaşması ve düşük likiditeli hisselerdeki fiyat oluşumu daha yakından izlenecek.
Şimdi Gözler SPK'da
Fon yöneticilerinden geldiği belirtilen bildirimlerin ardından piyasanın gözü Sermaye Piyasası Kurulu'na çevrildi.
Bildirimlerin resmi incelemeye dönüşüp dönüşmeyeceği, yeni fon düzenlemelerinin kapsamının genişletilip genişletilmeyeceği ve portföy yönetim şirketlerine ilişkin yeni denetim mekanizmalarının gündeme gelip gelmeyeceği önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında bulunuyor.
Kasım ayında MSCI'ın Türkiye piyasasına ilişkin yeni değerlendirme yapacak olması da konuyu yalnızca yerli yatırımcı açısından değil, Türkiye'nin uluslararası sermaye piyasalarındaki algısı açısından önemli hale getiriyor.
Borsa İstanbul'daki tartışmanın bundan sonraki aşamasını, iddialardan çok SPK'nın resmi inceleme ve kararları belirleyecek.
Kaynaklar
- Bloomberg — Türkiye'deki yatırım fonları ve portföy yöneticilerinin SPK'ya ilettiği bildirimlere ilişkin haber ve fon yöneticilerinin açıklamaları
- CNBC-e — Mehmet Şimşek'in Fonlar ve Manipülasyonla Mücadele Açıklaması
- Bloomberg HT — SPK Başkanı Ömer Gönül'ün Portföy Yöneticilerine İlişkin Açıklaması
- Bloomberg HT — Yatırım Fonlarına İlişkin Düzenleme Taslağı
- MSCI — 2026 Market Classification Review
- MSCI — Türkiye Şirketleri ve Free Float Değerlendirmesi
Yasal ve Editoryal Uyarı
Bu haber; kamuya açık haber kaynakları, düzenleyici kurum açıklamaları, MSCI duyuruları ve sermaye piyasasına ilişkin kamuya açık bilgiler esas alınarak hazırlanmıştır.
Haberde yer verilen koordineli işlem, şüpheli işlem ve manipülasyon ifadeleri; ilgili kaynaklarda yer alan iddia, bildirim ve değerlendirmeleri ifade etmektedir. Kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir idari veya yargısal karar bulunmadığı sürece herhangi bir kişi, fon veya portföy yönetim şirketinin mevzuata aykırı işlem gerçekleştirdiği sonucuna varılamaz.
Ekonomi365, iddialar ile yetkili kurumlar tarafından kesinleşmiş tespitleri birbirinden ayırır. Haberde adı geçen düzenleyici veya uluslararası kurumların değerlendirmeleri kendi açıklamaları kapsamında aktarılmıştır.
Bu içerik herhangi bir pay senedi, yatırım fonu veya diğer sermaye piyasası aracı için alım-satım tavsiyesi, yatırım danışmanlığı veya getiri vaadi değildir.