Türkiye’nin CDS’i 217 Baz Puana Geriledi:
Son 5 Yılda Neden Yükseldi, Nasıl Düştü?

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin hafifleyeceği beklentisi, petrol ve ABD tahvil faizlerindeki düşüş ile TCMB’nin likidite yönetiminde normalleşme sinyali vermesinin ardından 217 baz puana indi. Böylece CDS, 18 Şubat 2026’dan bu yana en düşük seviyesini gördü.

Türkiye’nin 5 yıllık CDS priminin 217 baz puana gerilemesi ve son beş yıllık risk primi trendi
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i, 2022’de gördüğü 901,75 baz puanlık zirvenin ardından 217 baz puana kadar geriledi.

26 Ağustos 2026 — Ekonomi365 Haber Merkezi

İstanbul — Türkiye’nin dış borçlarına yönelik risk algısının en önemli göstergelerinden biri olan 5 yıllık kredi temerrüt takası, 26 Ağustos 2026’daki işlemlerde 217 baz puana kadar geriledi. Böylece risk primi, 18 Şubat’tan bu yana yaklaşık 6,5 ayın en düşük seviyesini gördü.

Güncel düşüşte hem küresel piyasalardaki gelişmeler hem de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının likidite yönetiminde attığı adımlar etkili oldu. Ancak 217 baz puan son beş yılın en düşük seviyesi değil. Türkiye’nin CDS’i, 2025’in sonunda ve 2026’nın başında kısa süreli olarak 204–207 baz puan bandına kadar gerilemişti.

CDS işlemleri tezgâh üstü piyasada gerçekleştiği için veri sağlayıcıları ile gün içi fiyatlamalar arasında birkaç baz puanlık farklılık görülebiliyor. Bu nedenle farklı platformlarda aynı gün için birbirine yakın ancak tam olarak aynı olmayan değerler açıklanabiliyor.

CDS Neden 217 Baz Puana Düştü?

Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki diplomatik temasların yeniden başlayabileceği yönündeki beklentiler, bölgesel savaş riskinin ve enerji arzına ilişkin endişelerin azalmasını sağladı. Arabulucu ülkelerden gelen açıklamalar ve bazı diplomatların çatışma döneminde boşaltılan büyükelçiliklere dönebileceği yönündeki haberler, olası müzakere sürecine ilişkin iyimserliği artırdı.

Ekim vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3,9 düşerek 88,6 dolara gerilerken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 7 baz puanlık düşüşle yüzde 4,63 seviyesine indi. Petrol fiyatındaki gerileme; enerji ithalatçısı Türkiye açısından cari açık, döviz ihtiyacı ve enflasyon beklentileri bakımından olumlu değerlendirildi.

ABD tahvil faizlerinin gerilemesi de yatırımcıların gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelme isteğini destekledi. Küresel risksiz faiz düştüğünde Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı bulunan ülkelerin tahvillerine yönelik talep güçlenebiliyor. Bu mekanizma ülke risk primlerinin gerilemesine katkı sağlıyor.

TCMB’nin Repo Kararı Piyasaya Ne Mesaj Verdi?

CDS’teki gerilemeye yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının likidite yönetimi adımı da destek verdi. TCMB, 1 Mart 2026’da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararı aldı.

ABD, İsrail ve İran arasında başlayan çatışmaların ardından finansal piyasalardaki oynaklığı sınırlamak isteyen Merkez Bankası, bankaların likidite ihtiyacını ağırlıklı olarak daha yüksek maliyetli gecelik borç verme kanalı üzerinden karşılamıştı.

Haftalık repo kanalının yeniden devreye alınması, olağanüstü sıkı likidite döneminden normal operasyonel çerçeveye dönüş işareti olarak yorumlandı. Bu gelişmeyle Türkiye’nin 2 yıllık tahvil faizi de 2 Temmuz’dan bu yana ilk kez yüzde 40’ın altına geriledi.

Türkiye CDS’inde Son Beş Yılın Kritik Dönüm Noktaları

Dönem CDS seviyesi Yükseliş veya düşüşün temel nedeni
Ekim–Aralık 2021 450–554 TCMB’deki görev değişiklikleri, faiz indirimleri ve Türk lirasındaki değer kaybı para politikasına ilişkin belirsizliği artırdı.
Mart–Temmuz 2022 677–901,75 Rusya–Ukrayna Savaşı, enerji fiyatları, yüksek enflasyon, düşük faiz politikası ve rezerv endişeleri CDS’i tarihî zirveye taşıdı.
Mayıs 2023 700’ün üzeri Seçimin ikinci tura kalması ve ekonomi politikalarının geleceğine ilişkin belirsizlik risk primini yeniden artırdı.
Aralık 2023 300’ün altı Yeni ekonomi yönetimi, politika faizindeki artışlar ve daha öngörülebilir para politikası CDS’i aşağı çekti.
Mart–Eylül 2024 Yaklaşık 290 ve altı Politika faizinin yüzde 50’ye çıkarılması, rezervlerdeki toparlanma ve kredi notu artışları risk algısını düşürdü.
Mart 2025 300’ün üzeri İç siyasi gelişmeler, piyasa oynaklığı ve rezervlerdeki hızlı gerileme CDS’i geçici olarak yükseltti.
Eylül 2025 240 Sıkı para politikası, dezenflasyon beklentisi, sermaye girişleri ve rezervlerdeki toparlanma düşüşü destekledi.
Aralık 2025–Ocak 2026 204–207 Enflasyondaki gerileme, rezerv birikimi ve kredi notu görünümündeki iyileşme CDS’i son yılların en düşük bandına indirdi.
Mart 2026 327 ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş, petrol fiyatları ve bölgesel riskler CDS’i yaklaşık 100 baz puan yükseltti.
Nisan 2026 230,4 Diplomatik görüşme ve ateşkes beklentileriyle savaş kaynaklı risk priminin önemli bölümü geri alındı.
26 Ağustos 2026 217 Jeopolitik tansiyonun azalabileceği beklentisi, petrol ve ABD tahvil faizlerindeki düşüş ile TCMB’nin likidite normalleşmesi etkili oldu.

2021’de Para Politikası Belirsizliği Risk Primini Artırdı

Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i Ekim 2021’de, TCMB Para Politikası Kurulundaki görev değişikliklerinin ardından 450 baz puana çıkarak altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Yılın devamında faiz indirimlerinin sürmesi, enflasyon beklentilerinin bozulması ve Türk lirasındaki hızlı değer kaybı risk algısını artırdı. CDS, 2021 yılını yaklaşık 554 baz puan seviyesinde tamamladı.

2022’de 901,75 Baz Puanla Tarihî Zirve Görüldü

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısıyla başlayan savaş, 2022’de küresel enerji ve gıda fiyatlarını hızla yükseltti. Enerji ithalatına bağımlı Türkiye açısından petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış; cari açık, enflasyon ve döviz ihtiyacına ilişkin endişeleri büyüttü.

Yurt içinde enflasyon yükselirken düşük faiz politikasının sürdürüleceğine ilişkin açıklamalar, para politikasının etkinliğine yönelik soru işaretlerini artırdı. Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 7 Haziran 2022’de 736 baz puana, 14 Temmuz’da ise 901,75 baz puana ulaşarak tarihî zirvesini gördü.

2023 Seçimleri Sonrası Politika Değişimi Düşüşü Başlattı

Mayıs 2023 seçimlerinin ikinci tura kalması ve seçim sonrasındaki ekonomi politikalarının belirsizliği CDS’i yeniden 700 baz puanın üzerine taşıdı. Seçimin tamamlanmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanlığına Mehmet Şimşek’in getirilmesi ve TCMB’nin faiz artırım sürecini başlatması risk algısında yön değişikliğine neden oldu.

Daha geleneksel para politikasına dönüş, sadeleşme adımları ve yabancı yatırımcılarla kurulan iletişim Türkiye varlıklarına yönelik öngörülebilirliği artırdı. CDS, Kasım 2023’te 350 baz puanın, 14 Aralık’ta ise Mart 2021’den beri ilk kez 300 baz puanın altına geriledi.

2024’te Faiz Artışı ve Kredi Notları Düşüşü Destekledi

TCMB, Mart 2024’te enflasyon görünümündeki bozulmayı gerekçe göstererek politika faizini 500 baz puan artırıp yüzde 50’ye çıkardı. Karar, sıkı para politikasının korunacağı ve enflasyon risklerinin kontrol altına alınmaya çalışılacağı yönünde güçlü bir mesaj verdi.

Aynı yıl Fitch Ratings, Moody’s ve S&P Global Türkiye’nin kredi notunu yükseltti. Fitch notu önce “B”den “B+”ya, ardından “BB-”ye; Moody’s “B3”ten “B1”e; S&P ise “B”den “B+”ya çıkardı. Not artırımlarında Haziran 2023 sonrasında uygulanan ekonomi politikaları, rezervlerdeki toparlanma ve dış kırılganlıkların azalması etkili oldu.

2025’te Siyasi Dalgalanma Yaşandı, Rezerv Toparlanması Ağır Bastı

Mart 2025’te iç siyasi gelişmelerin yol açtığı piyasa dalgalanması Türk lirası, tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlara neden oldu. TCMB, finansal istikrarı korumak amacıyla döviz piyasasına müdahale ederken rezervlerinde önemli bir gerileme yaşandı. Risk priminin 300 baz puanın üzerine çıkması, siyasi belirsizliğin ülke riskine doğrudan yansıdığını gösterdi.

Merkez Bankasının Nisan ayında politika faizini 350 baz puan artırarak yüzde 46’ya çıkarması ve izleyen aylarda rezervlerin yeniden güçlenmesi risk algısını kademeli olarak düzeltti. CDS, 17 Eylül 2025’te 240 baz puana inerek Şubat 2020’den bu yana en düşük seviyesini gördü; yılın sonunda ise 205 baz puan çevresine kadar geriledi.

2026’da Jeopolitik Risk CDS’i Önce Yükseltti, Sonra Geri Çekti

Türkiye’nin CDS’i 2026’nın başında 204–207 baz puan bandında seyrederken, 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran Savaşıyla birlikte yönünü yukarı çevirdi. Bölgesel çatışmanın enerji arzını tehdit etmesi ve petrol fiyatlarını yükseltmesi, Türkiye’nin cari dengesi üzerindeki riskleri artırdı. CDS mart ayında 327 baz puana kadar çıktı.

Nisan ayında müzakere ve ateşkes beklentilerinin güçlenmesiyle risk primi 230,4 baz puana geriledi. Ağustos ayında diplomatik temasların yeniden başlayabileceği yönündeki haberler, petrol ve ABD tahvil faizlerindeki düşüşle birleşince CDS 217 baz puana indi.

217 Baz Puan Ne Anlama Geliyor?

CDS, bir ülkenin döviz cinsi borçlarının geri ödenmeme riskine karşı yapılan sigortanın maliyetini gösteriyor. Risk primi yükseldiğinde ülkeye borç vermenin maliyeti artıyor; düştüğünde ise yatırımcıların borç ödeme kapasitesine ilişkin algısının iyileştiği kabul ediliyor.

217 baz puanlık CDS, basitleştirilmiş hesapla 10 milyon dolarlık Türkiye riskini sigortalamak isteyen bir yatırımcının yıllık yaklaşık 217 bin dolar prim ödemesi anlamına geliyor. Gerçek sözleşme maliyeti; piyasa fiyatı, peşin ödeme, vade ve sözleşme koşullarına göre değişebiliyor.

CDS’teki Düşüş Ekonomiyi Nasıl Etkileyebilir?

Bununla birlikte CDS’teki her düşüş borçlanma faizlerine aynı ölçüde ve hemen yansımıyor. ABD tahvil faizleri, küresel likidite, ihraç vadesi, piyasa derinliği ve yatırımcı talebi de Hazine ile şirketlerin dış borçlanma maliyetini belirliyor.

Düşüşün Kalıcı Olması İçin Hangi Şartlar Gerekiyor?

217 baz puan, Türkiye’ye yönelik risk algısında belirgin bir iyileşmeye işaret etse de Türkiye’nin risk primi birçok benzer gelişmekte olan ülkenin üzerinde bulunuyor. Düşüşün kalıcı olabilmesi için enflasyondaki gerilemenin sürmesi, rezervlerin güçlenmeye devam etmesi, para ve maliye politikalarındaki öngörülebilirliğin korunması, cari açığın kontrol altında tutulması ve jeopolitik risklerin yeniden yükselmemesi gerekiyor.

Sonuç: Türkiye’nin CDS’i, 2022’deki 901,75 baz puanlık zirveden 217 baz puana gerileyerek risk algısındaki büyük iyileşmeyi ortaya koydu. Ancak 2025 ve 2026’da yaşanan ani yükselişler, bu göstergenin ekonomik programın yanı sıra siyasi ve jeopolitik gelişmelere de son derece duyarlı olduğunu gösterdi. Bundan sonraki temel ölçüt, 217 baz puan seviyesinin altına kalıcı biçimde inilmesi ve iyileşmenin dış borçlanma maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağı olacak.

Kaynaklar